ARTICLES
Original Article
Gizem Akülker,Başak Ünübol,Berhudan Şamar,Hüseyin Şık,Kursad Nuri Baydili
2026, 10(1), s:5-22
Giriş: Alkol ve madde kullanım bozuklukları, bireyin yaşamının tüm alanlarını önemli ölçüde etkileyebilen durumlardır. Bu alandaki araştırmalar, bağımlılığın sosyal uyum ve işlevselliği olumsuz etkilediğini göstermektedir. Bu çalışma, bağımlılık rehabilitasyon programında takipli hastalarının sosyal uyum ve işlevsellik üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır.
Yöntem: DSM-5 kriterlerine göre Alkol veya Madde Kullanım Bozukluğu tanısı konmuş ve SBÜ Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları EAH Bağımlılık Rehabilitasyon Merkezi'nde tedavi ve takip gören 103 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Bu çalışma, ön-son test (6 ay) karşılaştırmalı bir izlem araştırması olarak tasarlanmıştır (Sosyodemografik Veri Formu, İşlevsel Değerlendirme Kısa Testi (KİDÖ), Sosyal Uyum Kendini Değerlendirme Ölçeği (SUKDÖ).
Sonuçlar: Ön-son ölçek puanları arasındaki karşılaştırmalar, SUKDÖ puanlarında anlamlı bir artış (p<0.001) olduğunu ortaya koymuştur. Özerklik, mesleki işlevsellik, bilişsel işlevsellik, finansal sorunlar, kişilerarası ilişkiler, boş zaman aktiviteleri ve toplam KİDO puanlarında anlamlı düşüşler gözlemlenmiştir (p<0.001). Değişim puanları arasındaki ilişkilerin analizi, SASS puanlarındaki değişimler ile KİDO özerklik puanlarındaki değişimler (ρ = -0.624, p < 0.001) ve KİDÖ toplam puanlarındaki değişimler (ρ = -0.627, p < 0.001) arasında güçlü bir negatif korelasyon olduğunu göstermiştir.
Sonuç: Bulgular, sosyal uyum geliştikçe işlevsel bozuklukların azaldığını göstermektedir. Sosyal uyum ve işlevsellik, madde kullanım bozukluklarının hem tedavisinde hem de takibinde temel parametreler olarak değerlendirilmelidir. Takip sürecindeki hastalarda bu alanlarda gözlemlenen iyileşmeler, rehabilitasyon programlarının etkinliğini ve topluma yeniden entegrasyonu kolaylaştırmadaki değerini vurgulamaktadır.
Original Article
Gözde Yüksel,Cemal Onur Noyan
2026, 10(1), s:23-34
Amaç: Bu araştırma, yatarak tedavi gören bağımlılık tanılı hastalarda Dikkat Eksikliği ve
Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) belirtileri, dürtüsellik, duygusal düzenleme güçlüğü ve
bağımlılık şiddeti arasındaki ilişkileri incelemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, DEHB belirtileri ile
bağımlılık şiddeti arasındaki ilişkide dürtüsellik ve duygusal düzenleme güçlüğünün aracı
rolünü test etmek hedeflenmiştir.
Yöntem: Kesitsel ve ilişkisel desende tasarlanan bu çalışmaya, NP Beyin Hastanesi AMATEM
kliniğinde yatarak tedavi gören, 18–60 yaş aralığında ve DSM-5 tanı ölçütlerine göre alkol
veya madde kullanım bozukluğu tanısı almış 100 gönüllü katılımcı dahil edilmiştir. Veriler
Sosyodemografik Bilgi Formu, Yetişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Kendi
Bildirim Ölçeği (ASRS), UPPS Dürtüsel Davranış Ölçeği, Duygusal Düzenleme Güçlüğü
Ölçeği (DDGÖ) ve Bağımlılık Profili İndeksi (BAPİ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin
analizinde korelasyon, regresyon ve bootstrap temelli aracılık analizleri uygulanmıştır.
Bulgular: Korelasyon analizleri sonucunda DEHB belirtileri ile bağımlılık şiddeti arasında
pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (r=0,507; p<0,01). Regresyon
analizleri, DEHB belirtilerinin bağımlılık şiddetini anlamlı düzeyde yordadığını göstermiştir
(β=0,509; p<0,001). Bootstrap temelli aracılık analizlerinde, duygusal düzenleme güçlüğünün
DEHB belirtileri ile bağımlılık şiddeti arasındaki ilişkide tam aracı rol üstlendiği belirlenmiştir
(dolaylı etki=0,192; %95 GA [0,068–0,329]; aracılık oranı=%72,68). 1
Dürtüsellik alt boyutları incelendiğinde ise yalnızca negatif aciliyetin anlamlı bir aracı etki
gösterdiği bulunmuştur. Paralel çoklu aracılık modelinde, her iki aracı değişken birlikte ele
alındığında duygusal düzenleme güçlüğünün baskın aracı mekanizma olduğu görülmüştür.
Sonuç: Araştırma bulguları, bağımlılık tanılı bireylerde DEHB belirtilerinin bağımlılık şiddeti
ile yakından ilişkili olduğunu ve bu ilişkide duygusal düzenleme güçlüğünün merkezi bir rol
oynadığını ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar, bağımlılık tedavi süreçlerinde DEHB
belirtilerinin rutin olarak değerlendirilmesi ve duygu düzenleme becerilerini hedefleyen
müdahalelerin tedavi programlarına entegre edilmesinin önemine işaret etmektedir.
Original Article
Mine Ekinci,Elif Karahan
2026, 10(1), s:35-52
Amaç: Bu araştırmanın amacı, lise öğrencilerinin dijital teknoloji bağımlılıklarını ve uyku kalitelerini belirleyerek aralarındaki ilişkiyi değerlendirmektir.
Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türdedir. Araştırma Nisan-Mayıs 2023 tarihleri arasında Marmara Bölgesi’nin bir ilinde bulunan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Sağlık Hizmetleri alanında öğrenim görmekte olan 245 lise öğrencisi ile yürütülmüştür. Veriler Sosyodemografik Veri Formu, Dijital Bağımlılık Ölçeği ve Cleveland Adolesan Uykululuk Anketi ile yüz yüze toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik ve frekans dağılımı, bağımsız örneklemlerde t-testi, ANOVA, Pearson Korelasyon testi ve Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı kullanılmıştır.
Bulgular: Lise öğrencilerinin Dijital Bağımlılık Ölçeği toplam puan ortalaması 3.02±0.664 olarak belirlendi. 9.sınıfta okuyan, günlük 8 saat ve üzeri dijital araç kullanan, gece dijital araç kullanan, gece 3 saat ve üzeri dijital araç kullanan, saat 02:00 ve sonrasında uyuyan ve gece uyanan öğrencilerde aradaki farkın anlamlı olduğu bulundu. Cleveland Adolesan Uykululuk Anketi toplam puan ortalaması 40.66±10.016 olarak belirlendi. Kız öğrencilerde, annesi okuryazar olmayan ve ilkokul mezunu olan, orta gelir düzeyine sahip olan, 9. sınıfta okuyan, en az bir zayıf notu olan, günlük 8 saat ve üzeri dijital araç kullanan, gece dijital araç kullanan, gece 3 saat ve üzeri süre dijital araç kullanan, saat 00:00, 01:00, 02:00 ve sonrasında uyuyan, 9 saat ve üzeri uyuyan, gece uyanan öğrencilerde aradaki farkın anlamlı olduğu bulundu.
Sonuç: Araştırmaya göre; lise öğrencilerinin orta düzeyde dijital teknoloji bağımlılığına sahip olduğu ve öğrencilerin orta düzeye yakın uykululuk durumu yaşadıkları görülmüştür. Ayrıca lise öğrencilerinin dijital teknoloji bağımlılıkları arttıkça uykululuk durumları da artmaktadır. Lise öğrencilerinin dijital teknoloji bağımlılıklarını çeşitli yönleriyle inceleyerek yeni araştırmalar yapılması ve dijital teknolojik cihazların bilinçli kullanımı konusunda farkındalık kazanabilecekleri eğitimlere yönlendirilmesi önerilebilir.
Original Article
Üniversite Öğrencilerinde Algılanan Aile Sağlığı ve Sosyal Medya Bağımlılığı: Kesitsel Bir Araştırma
Ayşe Eslem Tiktaş Akçelik
2026, 10(1), s:53-65
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinde algılanan aile sağlığı ile sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi ve sosyal medya bağımlılığı düzeylerinin bazı sosyodemografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesidir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeliyle yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini Türkiye genelinde öğrenim gören 205 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan Sosyodemografik Bilgi Formu, Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği ve Sağlıklı Aile Ölçeği-Kısa Form aracılığıyla çevrim içi olarak toplanmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, Cronbach alfa güvenirlik analizi, Pearson korelasyon analizi, basit doğrusal regresyon analizi, bağımsız örneklemler t-testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Anlamlı farklılık bulunan durumlarda Tukey HSD post-hoc testi uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre algılanan aile sağlığı ile sosyal medya bağımlılığı arasında düşük düzeyde, negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca algılanan aile sağlığının sosyal medya bağımlılığını negatif yönde ve anlamlı düzeyde yordadığı belirlenmiştir. Sosyal medya bağımlılığı puanlarının cinsiyet ve günlük sosyal medya kullanım süresine göre anlamlı farklılık gösterdiği; kadın öğrencilerin sosyal medya bağımlılığı puanlarının erkek öğrencilerden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Yaş ve kardeş sayısına göre ise sosyal medya bağımlılığı puanlarında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Bulgular, üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığının yalnızca bireysel kullanım alışkanlıklarıyla değil, aile sağlığı algısı ve ailesel değişkenlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

2. Sayı
1. Sayı
Ek Sayı







